DUYURU

 

 

2022 EABCT Kongresi 

DETAYLI BİLGİ

Depresyon nedir?

Kelime anlamı çökkünlük olan depresyon; ruhsal olarak bireyin çökkünlük yaşaması yani üzüntü, keder, mutsuzluk, karamsarlık, isteksizlik, durgunluk gibi belirtiler göstermesi anlamına gelir. Bazen depresyon kelimesi hüzün veya kayıp duygusunu tarif etmek için kullanılır. Bu duygular her insanda zaman zaman görülebilir ve çoğunda birkaç saatte veya birkaç günde geçer. Böyle zamanlarda insanlar normal faaliyetlerini de yürütebilirler. Depresyon adıyla tanımlanan klinik rahatsızlık ise keder duygusundan farklıdır. Depresyondaki keder duyguları çok daha yoğun ve uzun sürelidir. Daha önceden hoşlanılan faaliyetlere karşı ilgi kaybolması sıktır. Günlük işleri bile yürütmek son derece zorlaşır. Yaşamın önemli alanlarında iş, aile, sosyal yaşam olmak üzere bozulmalara yol açar. Depresyon ruhsal bir rahatsızlıktır, kişinin ahlakı, zekâsı veya iyi ya da kötü birisi olmasıyla ilgisi yoktur. Çevresel, kalıtsal, biyolojik, duygusal, fizyolojik ve bilişsel etkenlerin hepsi veya birkaçı depresyonun ortaya çıkmasında rol oynarlar. Genel olarak yaşam boyu yaygınlığı kadınlarda %10-25, erkeklerde %5-12 oranında olduğu bildirilmektedir.

Bir rahatsızlık olarak depresyonda görülen en önde belirti üzüntü ve mutsuzluktur. İnsanın bedenini oluşturan organların hepsi nasıl gerekli ve bir işleve sahipse bizim ruhsal yapımızı oluşturan olumlu ve olumsuz bütün duygular, üzüntü ve mutsuzluk da dâhil olmak üzere gereklidir ve bir işleve sahiptir. Üzüntü normal, gerekli ve uyum sağlamanıza yardımcı olan bir duygudur. Normaldir, çünkü üzüntü, keder ve mutsuzluk bütün insanlarda zaman zaman ortaya çıkan duygulardır, her insan bu duyguyu zaman zaman yaşar. Gereklidir, çünkü üzüntü bütün duygular gibi bizim ruhsal işaret sistemimizin bir parçasıdır. Üzüntü bizim için önemli olan bir şeyi kaybettiğimizin işaretidir. Üzüntü duymayan insan, kayıplarının farkına varamayan ya da zaten değer verdiği bir şeye sahip olmayan insandır. Kimse de böyle birisi olmak istemez. Üzüntü ortama duruma uyum sağlamamıza yardımcı olur yani uyumsaldır, çünkü böylece kayıplarımızı anlar ona göre davranışlarımızı ayarlar ve elimizdekilere sahip çıkmaya kaybetmemeye çalışırız.

Depresyon ise üzüntü duygusunun daha yoğunlaşmış bir biçimidir. Ancak depresyondaki üzüntü ve mutsuzluk duyguları bundan çok daha yoğun, sık ve uzun sürelidir, kişinin kendisini kötü görmesini ve geleceğe ilişkin karamsarlığı da içeririler. Depresyonun ikinci önemli belirtisi bireyin daha önceden hoşlandığı faaliyetlerden artık hoşlanmaması ve zevk almaması, aynı zamanda bunlara karşı ilgisinin kaybolmasıdır. Kişi için yıkanma, giyinme, ev işleri gibi basit faaliyetleri bile yürütmek son derece zorlaşır. Depresyon iş, aile, sosyal yaşam olmak üzere yaşamın önemli alanlarında bozulmalara yol açar. Giderek o kadar kötü bir hal alabilir ki kişi gelecekle ilgili umutsuzluğa kapılarak ölümün tek çözüm olduğunu düşünebilir.

Depresyon tanısı konurken bu belirtilerin şiddetli, uzun süreli veya sık görülmesi koşulu aranır. Bu belirtilerinin yanı sıra depresyondaki diğer önemli belirtiler şunlardır:

  • Pişmanlık, suçluluk duyguları
  • Kendine güvende azalma, kararsızlık
  • Durgunluk, az konuşma, az hareket etme
  • Sinirlilik, huzursuzluk, bazı zamanlarda yerinde duramama
  • Kolay yorulma, enerji azalması
  • Dikkat toplama güçlüğü, konsantre olamama, unutkanlık
  • Uyku bozukluğu(aşırı uyku ya da uykusuzluk)
  • İştah değişikliği(İştahta artma ya da azalma, kilo kaybı veya kilo alımı)
  • Bedensel şikâyetler ve ağrılar
  • Cinsel istekte azalma

Bir kişide depresyonun varlığından söz edebilmek için bu belirtilerin günün hemen tamamında hâkim olması ve en az 15 gündür devam etmesi gerekir. Depresyon tanısı koyabilmek için gerekli olan diğer bir şey de, ister 15 gün sürsün isterse bir yıl, kişinin yaşamsal işlevlerinde bir bozukluğa yol açması yani iş, aile ilişkileri vb. konularda bozulmaya yol açmış olması gerekir. Depresyondaki üzüntü ve karamsarlığın normalden farkı normal üzüntü duygularının çoğunlukla birkaç saatte veya birkaç günde geçmesi ve bireyin bunlara rağmen normal faaliyetlerini de yürütebilmesi, kişide kendini suçlama olmaması ve geleceğe ilişkin karamsarlığın olmamasıdır. Yani depresyonda normal üzüntüden hem şiddet, yoğunluk, sıklık ve süre açısından bir fazlalık hem de nitelikçe bazı farklılıklar vardır.

Depresyonu Neler Tetikleyebilir?

Depresyon tek bir nedene bağlı değildir. Yaşanan olaylar, kişilik yapısı ve bunlara eşlik eden beyindeki değişiklikler beraberce depresyona neden olduğuna inanılan üç ana etkeni oluşturur. Birçok kişi beyindeki bu değişiklikleri sıkıntı verici olaylar, olumsuz düşünme biçimi alkol, çeşitli ilaçlar ve kimi bedensel vb. gibi durumlar tetikleyebilir. Bunlarla birlikte yapısal olarak aileden depresyona çok yatkın olan bazı insanlarda açık bir tetikleyici etken bulunmadan da depresyon ortaya çıkabilir. Aşağıda sıralanan durumların depresyonu ortaya çıkarmada tek başına belirleyici bir rolü olduğu düşünülmemektedir. Bugün için daha çok kabul edilen yapısal olarak veya kişilik özellikleri açısından depresyon geçirmeye daha yatkın olan bireylerde bu tür yaşam olaylarının tetiklemesiyle depresyonun ortaya çıkabildiğidir.

Muhtemel tetikleyiciler:

Ev değiştirme

Şehir değişikliği

İş kaybı

Sevilen birinin kaybı

Bir ilişkinin bitmesi

Okuldan mezun olma

Aile/diğer insanlarla çatışma

İşten memnuniyetsizlik

Aşırı yük alarak tükenme

Yalnızlık

Doğum

Alkol/ilaç kullanımı

Mevsim değişikliği

Bedensel hastalıklar

Depresyonun Kısır Döngüsü

Depresyonun belirtileri kişinin hayatında, davranışlarında büyük değişiklikler oluşturabilir. Bu değişiklikler kişinin belirtilerini daha da tetikleyebilir. Örneğin motivasyon ve enerji eksikliği kişinin aktivitelerini azaltmasına, günlük görev ve sorumluluklarını ihmal etmesine neden olur. Sevdiği aktiviteleri yapmayı bırakan kişi, arkadaşları ile vakit geçirmeyi, dışarı çıkmayı da bırakır. Bunların sonucunda kişi aşağıdaki şekildeki gibi depresyonun kısır döngüsüne girer:

 

Kişi aktiviteleri azalttığı zaman, motivasyonu da azalacak, kendisini ümitsiz hissedecektir. Hiçbir aktivitede bulunmaması iyi şeyler yaşamasına olumlu şeyler hissetmesine engel olacaktır. Benzer şekilde ev ve iş yerinde sorumluluklarını ihmale başladığında, yapacağı işlerin yığılmaya başlaması kendisini suçlu ve başarısız olarak değerlendirmesine neden olacaktır. Bu durum da depresyonu daha da kötüleştirecektir.

Depresyonu Nasıl Tedavi Ederiz?

Depresyon çeşitli şekillerde tedavi edilebilir. En sık kullanılan tedavi yöntemleri ilaç ve/veya psikoterapidir. Psikoterapi daima faydalıdır ama bazı tip depresyonlar için tek başına yeterli değildir; ilaç tedavisine de ihtiyaç duyulur. Her iki tedavinin beraber uygulandığı durumlarda ilaç tedavisi tek başına psikoterapi uygulanmasına göre depresyonun daha çabuk iyileşmesini sağlar. Gerek depresyon tedavisinde etkili olduğu bilinen psikoterapiler (bilişsel davranışçı terapi, kişilerarası psikoterapi) gerekse de ilaç tedavilerinde yaklaşık %60-70 civarında hasta, verilen ilk tedaviye cevap verirler. Bu oran daha sonra tedaviye cevap vermeyen hastalarda başka yöntemlerin de eklenmesiyle %90’lara yaklaşır. Hafif ve orta şiddetli depresyonda bu konuda yetkin kişilerce uygulanan bilişsel davranışçı terapiyle ilaç etkisine yakın oranda başarı elde edilebilir. Ancak tek başına terapi uygulandığı durumlarda ilk haftalarda hafta da iki kez gibi daha sık görüşme yapmak gerekebilir. Gerek psikoterapi gerekse de ilaç tedavisiyle elde edilen olumlu oranlar bu terapilerin düzenli ve uygun koşullarda uygulanmasıyla sağlanır.

Orta ve şiddetli düzeyde depresyonda psikoterapi yapılsın veya yapılmasın ilaç tedavisi önerilir.

Depresyon tedavisi için kullanılan antidepresan grubu ilaçlar bağımlılık yapmaz. Bu ilaçlar başlanırken veya bırakılırken doktor önerisiyle hareket edilmesi gerekir. Bu ilaçlar depresyonun geçmesinde çok etkilidirler, uygun doza ve uygun sürede ilaç kullanan tüm hastaların yaklaşık %60-70’inde bu tedaviye cevap verir. Depresyon belirtilerinde düzelme genellikle 2-3 haftada başlar. Bununla birlikte ilaçtan tam olarak faydalanma zamanı 8 haftaya kadar uzayabilir. Genel olarak eğer ilk defa depresyon tedavisi alıyorsanız düzelmeden sonra ilaç tedavisi 3-6 aya kadar sürdürülür. Eğer birden fazla depresyon atağı geçirmişseniz o zaman ilaç tedavisi daha uzun süre verilebilir. İlaç alırken birtakım yan etkiler hissedersiniz. Çoğu zaman bunlar hafif ve 7-10 gün içinde kaybolan yan etkilerdir. Eğer sizde bir yan etki yaşarsanız bunu tedaviyi öneren doktorunuzla konuşmanız uygun olur.

lacı doktorunuzun önerdiği şekilde kullanmanız çok önemlidir. İlacı gün atlamadan düzenli kullanmanız, ilaç alırken alkol kullanmamanız, doktorunuza başvurmadan ilacı azaltmamanız ve kesmemeniz gerekir.

Hazırlayan:

Dr.Erkan KURU

Kaynak:

Klinik Uygulamada Bilişsel-Davranışçı Terapi:Depresyon, Doç.Dr.Hakan TÜRKÇAPAR